MUSTAFA KEMAL GÖKTAN

Okuduğunuz makale
KANDIRILDIK MI YOKSA?
Anasayfa   /    Köşe Yazarları   /    Mustafa Kemal Göktan   /    Kandırıldık mı yoksa?

15 Mayis 2017 - 23:18

Mustafa@haberzamani.net

 Mustafa Kemal Göktan

MUSTAFA KEMAL GÖKTAN

Kandırıldık mı yoksa?

Devlet idaresine talip olanlar belli projelerle ve bu projelerin uygulanmasıyla ilgili planlarla yola çıkarlar. Bu planlar değişen şartlara göre düzenlenebilir olmalıdır ki hedeften sapma veya yeni yollar ve yeni amaçlar belirlemekle zaman kaybedilmesin. Seçim çalışmaları döneminde ortaya atılan bu projeler aslında uygulama için değil, anlatılmak için vardır.

Her seçim öncesi verilen sözlerin, önümüze serilen vaatlerin geçerliliğini sorgulamadan yapacağımız tercihler mutlaka beklemediğimiz ve çok zaman da istemediğimiz sonuçları yaşamamıza neden olur.

Halk olarak istediğimiz çok fazla şey yok aslında. Her normal insanın isteyeceği gibi maddi sorunlar yaşamamak, iyi bir iş sahibi olmak, yaşamımızı olabildiğince sorunsuz devam ettirebilmek ve normal bir insan gibi hayatımızı tamamlayabilmek.

Mesela akşam mesai çıkışında evimize sorunsuz gidebilmek isteriz. Trafik biraz yoğun olsa da aracımıza veya toplu taşıma araçlarından birine binip, oturduğumuz semte güvenle gelebilmek isteriz, yol üzeri bir noktada patlama olma endişesi taşımadan. Bakkaldan ekmeğimizi alıp evimizin kapısını çalmayı ve ailemizin bizi gülen yüzlerle karşılamasını isteriz. “Akşam yemekte ne yiyeceğiz?” sorusunu sadece merak ettiğimizden sormak isteriz, yokluk kaygısı gütmeden.

Yemek sonrası ailemizle geçirdiğimiz gün hakkında konuşmayı ve hoşça vakit geçirebilmeyi isteriz onlarla. Akşam bültenlerinde güzel haberler duymak isteriz, ülkemiz adına iyi gelişmeleri ve yeni başarıları; mesela işsizlik oranının bir puan daha düştüğünü ya da ekonomiyi canlandırmak için hazırlanmış yeni bir projenin başarıyla hayata geçirildiğini duymak hoşumuza gider. Gece yatağımıza huzurlu girmek isteriz, ertesi gün beklenmedik olumsuz bir gelişme olması endişesi taşımadan…

Hemen her seçimde olduğu gibi, 16 Nisan’daki referandum öncesinde de önümüze pek çok vaatler serildi. İşsizliğin biteceği, ekonomik sorunların aşılacağı, işsizliğin azalacağı, yargının bağımsızlaşacağı, istikrarın sağlanacağı, terörün biteceği,... Daha pek çok vaatlerle geldiler önümüze, sanki oyladığımız şey bunlarla ilgiliymiş gibi.

Referandum süreci boyunca durulmuş görünen terör hortladı önce; o günden bu güne kadar pek çok can aldı, pek çok yüreğe ateş düşürdü. Yapılan operasyonlarla avunduk biraz, ama biten bir şey olmadı. Sonra ABD’nin teröristlere ağır silahlar vereceğini öğrendik, hem de üç üst düzey devlet görevlimiz ABD’de iken. Anladık ki “büyük” görmek istediğimiz ülkemizin uluslararası itibarı yerlerde.

Peki böyle bir duruma bile engel olamayacaksak üç üst düzey devlet görevlisinin ne işi vardı orada? “Karakutu” gözüyle bakılan, “konuşurlarsa yer yerinden oynar” dedikleri iki kişi için mi gidilmişti oraya? O iki kişinin, dolayısıyla konuşmaları durumunda ifşa edecekleri şeyler mi önemli, yoksa milli çıkarlar mı? Ya da bir süredir iadesini istediklerini beyan ettikleri “eski yol arkadaşlarını” almaya mı gitmişlerdi? Teröristlere verilen ağır silahlara göz yummak ülkemizin zayıflığı mı, yoksa istedikleri şeyleri almanın diyeti mi? Alacaklarının hepsini toplasak kaç Mehmetçik, kaç dağlanmış yürek eder? Her ne kadar her gün yeni bir şehit haberi alıyor olsak da ne bu duruma alışabiliyoruz, ne de bu soruların cevabını içimize sindirebiliyoruz.

Muhalefet eksikliğini referandum öncesinde fazlasıyla yaşıyorduk, referandumdan sonra da pek fazla bir değişiklik olmadı. Değişen en önemli şey, ana muhalefet partisinin tabanından gelen seslerin biraz daha yükselmesiydi.

Muhalefetin en zayıf halkasını temsil edenlerin, genel merkez düzeyinde, gerçekte iktidarı destekliyor olduğunun ve bunlara karşı ayaklanmış olan tabanın haklılığın görülmesiyle, referandum propaganda sürecindeki tutarsız tavırları ve seçimle ilgili şaibeleri yok sayarak sonucu kabullenmeleri, ana muhalefet tabanında ciddi hareketlenmelerin başlamasına yol açtı.

Hukuk sürecinin sonuna kadar devam ettirilmesini bekleyen ana muhalefet tabanı, hukuksuzluğu kabullenmeyişin sadece “partisiz ve örgütsüz” değişimci hareket liderlerinde olduğunu görmeleri, bazılarının uzun süredir devam eden uykularından uyanmalarına neden oldu.

Hakim cübbesinin olmayan düğmelerini iliklemeye çalışan görüntüsüyle hafızalarımıza yerleşmiş kişinin başkanlığını yaptığı kurumun ilgili dairesi, “yargı yoluna başvurulamayacağı” değerlendirmesiyle ana muhalefet partisinin yaptığı başvuruyu, emsal uygulama olmasına rağmen reddetmesiyle; referandum öncesi “yargı bağımsızlığı” vaatlerinin ne yönde ilerleyeceğine dair ortaya oldukça net bir resim çıktığını görebiliyoruz.

Ana muhalefet tabanını asıl harekete geçiren ve rahatsızlığını yüksek sesle ifade etmeye başlamasının nedeni, henüz hukuki yollar tamamen bitmemişken liderlerinin bu sonucu kabullenmeleridir. Tabanın bu sesine karşılık ana muhalefet yönetiminin yaptığı şey ise parti içi disiplin mekanizmasını harekete geçirmek olmuştur; tıpkı zayıf muhalefet yönetiminin kendilerine karşı yükselen sesleri kısabilmek için partiden ihraç mekanizmasını kullanması gibi.

 Referandum sonucundan memnun olmayan “büyük kitle” bu tür iç çatışmayla meşgulken, iktidar cephesi sessiz ama hızlı bir şekilde, planladıkları yeni sistemi uygulamaya geçirebilmek için çalışıyorlar.

Birkaç gün önce aldığımız “il yapılması planlanan ilçeler” listesi, referandum öncesinde iddia ettiğimiz “dar bölge seçim sistemi”nin ve sonrasında eyalet sistemi planlarının vakit kaybetmeksizin uygulanacağını gösterdi. Elbette planın uygulama başlangıcında inkar edilecek olsa da, bu sürecin bizi bu noktaya götüreceği artık daha net görülebiliyor.

Hatta 2019 yılında yapılması beklenen seçimlerin, bir yolu bulunarak en geç 2018 Mart’ında yapılacağını söylemek de kehanet olmayacaktır; çünkü eyaletlere atanmış valilerin ve belediye başkanlarının, eyalet sisteminin doğal yapısı gereği olacağını ve bunun için de seçimlerin, yerel seçimlerden önce yapılması gerektiği ortadadır.

MAKALEYE YORUM EKLEYÄ°N

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Makaleye hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ